top of page

Absürt Tiyatro “Ben Şimdi Ne İzledim?”

25 dakika önce
2 dakikada okunur

Çoğu geleneksel anlatıda seyirci, neden-sonuç ilişkisi ve bir tür çözülme bekler. “Bu adam kim?”, “Neden buraya geldi?”, “Sonra ne olacak?” gibi sorular sorar. Oyun ilerledikçe bu soruların yanıtlarının belirginleşmesini, bütün taşların yerli yerine oturmasını bekler.


Absürt tiyatroda ise sorular sorulur. Fakat absürt seyirciye şöyle cevap verir:


Bilmiyorum.”


Çünkü absürt tiyatroda tıpkı hayatın kendisi gibidir. Bizler nasıl her şeyin cevabını bilmiyorsak, sorularla baş başa kalıyor, belirsizlik içinde yaşıyorsak, absürt de bize bunu gösterir. Sabah işe gideriz, akşam eve geliriz, ertesi gün yine aynı şeyi yaparız. Birileri “Hayatın anlamı ne?” diye sorar, sonra markete gidip ekmek alır. Absürt tiyatro, geleneksel tiyatronun alışılmış anlatı düzenine karşı çıkan bir tiyatro anlayışıdır. Olayların belirli bir neden-sonuç ilişkisi içinde ilerlemesi, karakterlerin net amaçlara sahip olması ve oyunun sonunda bir sonuca ulaşılması gibi beklentiler, absürt tiyatroda çoğu zaman yerini belirsizliğe, tekrarın gücüne ve anlam arayışına bırakır. Bu tiyatronun temelinde yalnızca “anlamsızlık” yoktur. Asıl mesele, insanın anlam arama çabasının kendisidir. Karakterler konuşur ama birbirlerini anlamayabilir; bekler ama neyi beklediklerini bilmeyebilir, aynı eylemleri tekrarlar fakat bir türlü değişime ulaşamazlar. Bu durum, sahnede tuhaf ve zaman zaman komik bir dünya yaratırken, aynı zamanda insanın günlük yaşamına dair oldukça tanıdık bir tablo ortaya çıkarır. Bu nedenle absürt bir oyunun karşısında seyircinin ilk tepkisi çoğu zaman “Burada ne oluyor?” sorusudur. Ancak belki de absürt tiyatronun istediği tam olarak budur. Seyircinin alıştığı güvenli anlatı alanını bozmak ve onu oyunun anlamını tamamlamaya davet etmek.


İki kişi sahnededir. Biri diğerine bakar:


— Gidelim mi?

— Gidelim.

İkisi de gitmez. Bekleriz, bekleriz, bekleriz… Onlar gitmemeye devam eder ve aynı diyalog tekrar eder. Mantık çöker, anlam arayışı kaybolur ve gülme başlar. Cevabını bulamadığımız soruların yanına gülme eklenir. Seyirci, bir yandan sahnedeki karakterin davranışına gülerken bir yandan da kendisinin sürekli bir açıklama ve sonuç beklediğini fark edebilir. Karakterin aynı şeyi tekrar tekrar yapması, seyircinin de her seferinde yeni bir anlam aramasına neden olur. Fakat beklenen anlam ortaya çıkmaz. Böylece arayışın kendisi komikleşmeye başlar. Seyirci, hem sahnedeki anlamsızlıkla hem de kendi anlamlandırma çabasıyla baş başa kalır. Oyun bittiğinde absürt tiyatronun yaratmış olduğu deneyim, “Her şeyin bir anlamı olmak zorunda mı?” sorusuna dönüşür. Aynı oyun farklı seyirciler tarafından farklı biçimlerde yorumlanmış olur. Hatta aynı seyirci oyunu farklı zamanda izlediğinde, oyun değişmese bile bulduğu anlamlar değişebilir. Seyirci, oyunun anlamını bulmaya çalışırken aslında kendi anlam arama biçimini ve anlam üretme ihtiyacını da görünür kılmış olur. Bu nedenle absürt tiyatroda mesele belki de “Sahnede ne oluyor?” sorusunu cevaplamak değildir. Asıl soru, belki de “Neden sahnede gördüğüm her şeyin bir anlamı olması gerektiğine inanıyorum?” sorusudur. Kaynakça

Samuel Beckett, Godot'yu Beklerken.

Yorumlar


bottom of page